BOŞLUK HİSSİ NEDEN KORKULARI TETİKLER? HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ?

Güncelleme tarihi: 7 Oca


Boşluk hissi neden korkuları tetikler? Hiç düşündün mü? Aslında bu soruyu sorarken içimden bir ses en az bir kez bile olsa bu hissi fark ettiğini, korktuğun o anları hatırladığını söylüyor. Ne de olsa biz insanlar etten, kemikten, egolarımızdan ve çevremizdeki elle tutulur dünyamızdan ibaret olduğumuza inanmaya öylesine meyilliyiz ki.


Çok küçücük yaşlarımızdan beri her birimizin dikkati anne babamız, eğitim hayatımız, her türlü çevresel şartlar tarafından elle tutulur, gözle görünür olanı ayırt etmek üzere eğitildi.


Tabi ki yediğimiz elmanın kokusunu ve tadını alabildiğimiz, içinde yüzdüğümüz suyun sıcaklığını ya da soğukluğunu algılayabildiğimiz, kendi bedenimize dokunarak varlığını hissedebildiğimiz bir dünyada somut gerçekliğin önemsiz olduğunu söylemeye çalışmıyorum.

Sadece hep somut olana yönlendirilmiş ve tek gerçekliğin adeta maddesel dünyadan ibaret olduğunu kabullenmek üzere şartlandırıldığımız bu sistem içerisinde dikkatimizi yönlendirmeyi hak eden tek gerçeklik somut alem midir? sorusunu sorarak dikkatimize yeni bir alan açmanın mümkün olduğunu hatırlatmak istiyorum.


Benim kendi kişisel yaşamımda deneyimlediğim acıların, ızdırapların kaynağının Budha’nın, Mevlana’nın, Maharaj’ın, Krishnamurti’nin, tüm peygamberlerin yıllar yıllar öncesinden söylediği gibi 😉 manevi kopukluktan, ruhsal bölünmeden, kısacası kendimizi sadece bu beden olarak algılamaktan doğduğunu deneyimlemek bu konuya eğilmek için yeterli bir sebep bence… Her ne kadar yıllar öncesinden var olsa da bu kadim bilgiler, yeni keşfedilmiş bir hazine gibi heyecanlandırmasına izin vermek ve hislerimi paylaşmaktan kendimi alıkoymaya gerek duymuyorum, ne de olsa herkesin deneyimi kendine değil mi? 😊


Özellikle bu yolculukta bilgiyi deneyime çevirmek, eyleme geçirmek çok önemli, kitabi bir bilgi değil söz konusu olan. (Yani bütün nefes tekniklerini okusan, tüm meditasyonlar hakkında bilgi sahibi olsan da hiçbir işe yaramayacak, ta ki onları uygulayana kadar.)

Üstelik de benim yaşadığım acılar aslında insan olmanın getirdiği türden ve herkesin başına gelmiş ya da gelmediyse de gelecek türden acılar oldu… Çok yakın bir sevdiğinin ölümü, aşk acısı ya da varoluşsal, bu yaşamda kendimi nasıl var ettiğime (ya da edemediğime) ilişkin sorunlar vb. Belki yaşamında sen şu anda çok daha derin, karmaşık sorunların içinden geçiyor olabilirsin. Ancak, bize ızdırap veren şeyin kaynağını bulamadıkça ızdıraplı bir yaşam sürmeye devam edeceğimiz kesin, yaşadığımız zorluk ve acıların yoğunluğu ne olursa olsun hem de.


Peki, acı, ızdırap ile boşluk ve nefesini izleyerek boşluğu deneyimlemek arasında nasıl bir ilişki olabilir? Benim deneyimime göre üstelik de çok dolaysız bir ilişki var aralarında. Tam olarak, doğrudan 😊

Nefes izlenmediğinde, fark edilmediğinde, otomatik olarak işleyişine devam ettiğinde zihnin dolambaçlı yollarında dolaşmaya devam eder. Hiç girmediğimiz zihinsel yollar, olasılıklar bu kalıplaşmış var olma biçimimizle, değişmeyen nefes alışkanlığımızla hiçbir zaman açılmaz. Hep aynı düşünme şekillerini, onların yarattığı duygulanma şekillerini ve onların da yarattığı alışkanlık ve davranış biçimlerini daha da derinleştirmeye yarar sadece.



Nefes bilinçli olarak izlendiğinde ne olur peki? Öncelikle nefes alışverişin aralarında hep var olan ancak bizim neredeyse hiç temas edemediğimiz o boşluk alanının da farkına varmaya başlarız. Bu boşluk alanı hiç girmediğimiz ya da çok nadiren deneyimlediğimiz bir hal olduğundan, bilinmezliğe bir kapı aralamaya başlar. Boşluk, bilinmezliği çağrıştıran zihin için çok tehlikeli bir yerdir bir anlamda. Çünkü zihin her şeyi bilmek, ön görmek, planlamak, anlamak ve alışık olduğu tanımlamalara sığdırmak ister.


İşte bu yüzden boşluk hissi, zihin için korkuları tetikleyen bir yerdir. Nefesle açılan ve farkına varılan boşluk aynı zamanda zihnimize bir üst bakış açısı sağladığından muhtemelen kendimizle, yaşam deneyimlerimizle, genel geçer tanımlamalarımızla ilgili yeni yüzleşmeler bizi bekliyor demektir. Bu yüzleşmeler kimi zaman keyifli kimi zaman da korkuları tetikleyen durumlar yaratır.


Ancak, farkındalık alanına gelen, yüzleşilen korkular artık korku olmaktan çıkmaya başlamıştır bile, onun yerine o korkuyu yaratan kendi tutunduklarımızla, değiştirmek istemediğimiz davranış kalıplarımızla, yani bilinçsizce yarattığımız ızdıraplarla yüz yüze geliriz. Çok bilinen bir örnekte olduğu gibi tıpkı “karanlıkta bir yılan olarak görülen şeyin, ışıklar açıldığında sadece bir ip olduğunu fark etmek” gibidir. Tüm bu derin anlayış, nefesin içinde yer alan boşluk ile bilinçli olarak kalma halinden ve niyetinden beslenir.


Acı ve ızdırabın çok farklı iki şey oldukları kadim öğretilerde çok vurgulanır. Benim kendi yarattığım bir ızdırapla yüz yüze gelmem bir inziva sırasında duyduğum tek bir cümle sayesinde oldu. Ölümünün üzerinden seneler geçtiği halde için için bir yerlerde hala babamın ölümünü kabullenemediğimi görmeye başlamamla birlikte, ölümü kabullenmemenin “cehaletten” kaynaklandığını duymam çok sarsıcı bir biçimde bana hakikati göstermişti. Bununla kalmayarak aynı zamanda cehalet tanımımın kapsamının daha da genişlemesini sağlamıştı. Beni çok derinden etkileyen ve egomu bulunduğu yerden alıp, yerli yerine koyan bir bilinç açıklığı getirmişti yerine.


Bunları söylerken, sadece ölümün yaşamın içerisindeki yerinin, doğallığının, hakikatinin daha net olarak farkındalık alanıma girdiğini belirtmek istiyorum aslında… Yoksa, bundan sonra hiçbir acının, ölümün, kaybın beni incitemeyeceğinden bahsetmiyorum.


Ancak bu biliş hali ızdırabımın derecesini katbekat hafifletti diyebilirim. Ve her insanın da taşıdığı ızdırapların ağırlığına nefesi aracılığıyla bir hafiflik getirmeye ihtiyacı, hakkı ve yeteneği olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Sevgili bu satırları okuyan sen (ben), büyük insanlık ailesinin parçaları olarak boşluk hissi, ölümün gerçekliği bizi yaşamaktan alıkoymasın, tam tersine bir kapıyı açan anahtarlar gibi olsunlar isterim. Zaten öyleler hiç şüphesiz ki…


Bilgelik benim için küçük küçük farkındalıklardan oluşuyor ve o küçük farkındalıklar boşluğa yaşamlarımızda yer verebilmemizden kaynaklanıyor.


Korkular boşluğun içinde değil aslında kendi içimizde, nefese her yaklaştığımızda, onu dinlemeye fırsat yarattığımızda gölgelerden aydınlığa doğru geçmeye başlıyoruz sanki.

Gölgeler, korkudur.


Alışılagelmiş zihin alışkanlıkları korku doludur.


Zihinden alıp farkındalığını, dikkatini nefese çevirmek zihin için korku doludur.


Belirsizliğin içinde kalmak korkudur.


Ölümü doğumdan ayrı konumlandırmak, yok saymak, görmemek korku yaratır.


Hiçliğe alan açmamak korkuya alan açar.


Sadece tek bir nefes boşluğunun içine gerçekten yerleşene kadar bu böyledir. Temas etmekten kaçındığımız, yabancıladığımız, yadırgadığımız, öğretilmediğimiz, elle tutulup, gözle görülmediği için yok sayılan bu alan yaşadığımız bir çok ızdırabın yükünü hafifleten yerdir.

Nefes boşlukları, meditasyon ile varoluş halimizin sadece somut tarafıyla değil, soyut tarafıyla da iletişim kurmayı öğreniyoruz bence. Ve soyutla somut arasındaki bu dengeli ilişki yaşamlarımıza da denge, ahenk, huzur, uyum getirmeye başlıyor.


Bir çok meditasyon pratiğinden sonra yüzümde bir gülümseme, içimde derin bir huzurla kendimi bulmuşluğum vardır 😊 Yaşamda varolan her türlü acı veren, zorlu deneyimlerin varlığı bu alanı tanımaya, oradan beslenmeye engel değil… Bu pratikleri yapmak da yaşamdaki acıların son bulması, zorlukların sona ermesini dilemek, ummak için değil.


Boşluğun içinde bilinçli olarak kalmak ve her günün içinde 15 dakika dahi olsa bu alanda kalmak yaşamın virajlı, sürprizli yollarında seyahat eden biz gezginleri destekleyen, esnek dayanaklılığımızı arttıran, kabımızı genişleten şefkatli ve çok deneyimli bir rehber gibidir.


O rehber zihnin içinde değil gördüm ki 😉çünkü zihin her daim yolları daha virajlı yaptı 😊, soruları daha cevapsız bıraktı, korkularımı daha da büyüttü.


O rehber boşluğun içinde, sezgilerin, kalbin, nefesin içinde… Nefsin içinde değil.


Boşluğun kollarında beslenerek, ona güvenerek, onun desteğini almaya açık olarak bir yolculuk diliyorum her “bir”imize…


Sevgilerimle, Seçil


Nefes, yoga ve edebi takılmalar bölümümdeki yazılarıma da göz atmak istersen, tıkla :)


Ücretsiz online buluşmalar ile kendini şifalandırmak istersen abone ol :)


Youtube kanalımdaki KORKULARDAN MEDİTASYONA GİDEN YOL 1. KATMAN videomu izlemek ve 40 dk NEFES FARKINDALIĞI MEDİTASYONU için buraya tıkla...













30 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör