BOŞLUK HİSSİ NEDEN KORKULARI TETİKLER? HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ?

Updated: May 22


Boşluk hissi neden korkuları tetikler? Hiç düşündün mü? Aslında bu soruyu sorarken içimden bir ses en az bir kez bile olsa bu hissi fark ettiğini, korktuğun o anları hatırladığını söylüyor. Ne de olsa biz insanlar etten, kemikten, egolarımızdan ve çevremizdeki elle tutulur dünyamızdan ibaret olduğumuza inanmaya öylesine meyilliyiz ki.

Çok küçücük yaşlarımızdan beri her birimizin dikkati anne babamız, eğitim hayatımız, her türlü çevresel şartlar tarafından elle tutulur, gözle görünür olanı ayırt etmek üzere eğitildi.


Tabi ki yediğimiz elmanın kokusunu ve tadını alabildiğimiz, içinde yüzdüğümüz suyun sıcaklığını ya da soğukluğunu algılayabildiğimiz, kendi bedenimize dokunarak varlığını hissedebildiğimiz bir dünyada somut gerçekliğin önemsiz olduğunu söylemeye çalışmıyorum.

Sadece hep somut olana yönlendirilmiş ve tek gerçekliğin adeta maddesel dünyadan ibaret olduğunu kabullenmek üzere şartlandırıldığımız bu sistem içerisinde dikkatimizi yönlendirmeyi hak eden tek gerçeklik somut alem midir? sorusunu sorarak dikkatimize yeni bir alan açmanın mümkün olduğunu hatırlatmak istiyorum.


Benim kendi kişisel yaşamımda deneyimlediğim acıların, ızdırapların kaynağının Budha’nın, Mevlana’nın, Maharaj’ın, Krishnamurti’nin, tüm peygamberlerin yıllar yıllar öncesinden söylediği gibi 😉 manevi kopukluktan, ruhsal bölünmeden, kısacası kendimizi sadece bu beden olarak algılamaktan doğduğunu deneyimlemek bu konuya eğilmek için yeterli bir sebep bence… Her ne kadar yıllar öncesinden var olsa da bu kadim bilgiler, yeni keşfedilmiş bir hazine gibi heyecanlandırmasına izin vermek ve hislerimi paylaşmaktan kendimi alıkoymaya gerek duymuyorum, ne de olsa herkesin deneyimi kendine değil mi? 😊


Özellikle bu yolculukta bilgiyi deneyime çevirmek, eyleme geçirmek çok önemli, kitabi bir bilgi değil söz konusu olan. (Yani bütün nefes tekniklerini okusan, tüm meditasyonlar hakkında bilgi sahibi olsan da hiçbir işe yaramayacak, ta ki onları uygulayana kadar.)

Üstelik de benim yaşadığım acılar aslında insan olmanın getirdiği türden ve herkesin başına gelmiş ya da gelmediyse de gelecek türden acılar oldu… Çok yakın bir sevdiğinin ölümü, aşk acısı ya da varoluşsal, bu yaşamda kendimi nasıl var ettiğime (ya da edemediğime) ilişkin sorunlar vb. Belki yaşamında sen şu anda çok daha derin, karmaşık sorunların içinden geçiyor olabilirsin. Ancak, bize ızdırap veren şeyin kaynağını bulamadıkça ızdıraplı bir yaşam sürmeye devam edeceğimiz kesin, yaşadığımız zorluk ve acıların yoğunluğu ne olursa olsun hem de.


Peki, acı, ızdırap ile boşluk ve nefesini izleyerek boşluğu deneyimlemek arasında nasıl bir ilişki olabilir? Benim deneyimime göre üstelik de çok dolaysız bir ilişki var aralarında. Tam olarak, doğrudan 😊

Nefes izlenmediğinde, fark edilmediğinde, otomatik olarak işleyişine devam ettiğinde zihnin dolambaçlı yollarında dolaşmaya devam eder. Hiç girmediğimiz zihinsel yollar, olasılıklar bu kalıplaşmış var olma biçimimizle, değişmeyen nefes alışkanlığımızla hiçbir zaman açılmaz. Hep aynı düşünme şekillerini, onların yarattığı duygulanma şekillerini ve onların da yarattığı alışkanlık ve davranış biçimlerini daha da derinleştirmeye yarar sadece.



Nefes bilinçli olarak izlendiğinde ne olur peki? Öncelikle nefes alışverişin aralarında hep var olan ancak bizim neredeyse hiç temas edemediğimiz o boşluk alanının da farkına varmaya başlarız. Bu boşluk alanı hiç girmediğimiz ya da çok nadiren deneyimlediğimi