DELİRİUM -DELİRMEK ANLAMINA GELEN BİR NÖROBİLİŞSEL HASTALIK-

Updated: May 12


Latince “de-lira” kelimesinden türetilen delirium “yoldan çıkmak/çıldırmak” anlamına gelir. İlk kez 2500 yıl önce Hipokrat tarafından tanımlanan delirium, nörobilişsel bir bozukluktur.

Yazıma ilham olan şiirsel hastalık 😊

Bu yazıma ilham olan "delirium" ve kalemime düşenler.
DELİRİUM; DELİRMEK ANLAMINA GELEN NÖROBİLİŞSEL BİR HASTALIK

Görsel; "Delirium" by Mario Sanchez Nevado Graphic Art



İçeride ne var ki dışarıya çıkmak isteyen.. ?? durup dururken üstelik, bu soruyu duyarken yakaladım kendimi…


Sadece midemde bir ekşimeye kimi zaman bir acı hissi de eşlik ediyordu ve dudaklarımda tiksinti uyandıran bir şey görmüşüm gibi bir kıpırdama ve gerginlik vardı yine ama ilk değil ki bu…Yani çokça yakalarım ben kendimi böyle, sonra biraz müzik açarım ya da tv de bir şeyler işte geçip gider..ama bu ısrarcı soru da neyin nesi?? Nereden çıktı? -İçeride ne var ki dışarıya çıkmak isteyen?-


Şimdi hangisinin sırası bilemiyorum…zaten çok da meraklısı değilim içimde uyuyan enkazı kaldırmaya .. Enkaz dediysem öyle herkesin feyz alması gereken muazzam yaşam deneyimlerim olduğunu, dinleyen herkesin yaşamını boşa geçirdiğine hayıflanabileceğini kastetmiyorum.. :) Bu enkaz çok daha soyut olduğundan ben dahil benim gibi bir çok sıradan insanın hiç mi hiç ilgisini çekmez..

Bu acayip soru tıklım tıkış bir mahşer yeri gibi dolup taşan bu zihinin içinde kendine nasıl bir yer bulup da üstelik sonunda bir şeye benzeyebilen bir halde gayet cevap verilmeyi talep etmeye hakkı olabileceği de rahatlıkla söylenebilen bir soru olarak ortaya çıkabildi? Bununla da kalmayıp halen beni dürterek, çekiştirerek yaşamayı sürdürebiliyor? Yoksa diğerlerinden daha mı gerçek sahiden, neden görmezden gelemiyorum onu?


Başı sonu belli olmayan karman çorman bir halde birbirini çekiştirip duran düşünceler başlarını kaldırıp o harbededen kendini kurtarmak istiyor gibiler…ve en çok istekli olanı başını uzatıp elleriyle aralayarak gördüğü yere doğru adım atma cesaretini gösterebilecek…

Ben öyle işte bazen samimiyetle kendime yaklaşırsam içimdeki birşeyleri dışarıya çıkarabileceğime en azından hepsine olmasa da bazı düşünceleri azad edebileceğime inanırım…Ancak bu inancımın arkasından ne kadar gittiğime gelince evet sadece arkasından gidiyorum diyebilirim yani cesur bir şekilde önüme katmıyorum bu inancı.. Ben sürükleniyorum adeta onun ardından…Ama demek istiyorum dur bir dakika sana söyleyeceklerim var, öyle boş bir mankafa gibi sadece senin ardından silik bir iz gibi var olmak istemiyorum. Çünkü ne de olsa sen, ben olmadan hiçbir şeysin ..sana anlam veren benim..senin bana anlamsızlık verdiğini, ardından sürüklenen bir zavallı olduğumu düşündürttüğün anlarda dahi sen hiçbirşeysin… Şimdi madem ki bana bu soruyla geldin sevgili hiçbir şey sana çok büyük bir azap ve kendime aynı oranda büyük bir azad için ant içiyorum..


Seni küçük, sinsi, ve enerji hırsızı aylak.. Artık boşluğunu daha fazla benim varlığımla dolduramayacaksın..seni görüyorum…aslında hep gördüm.. Ama bu defa çok daha netsin, çok korumasız, ayan beyansın işte.. Bu halinle çok komik görünüyorsun..korkunç olmaya çalışan ama özünde çok gülünç ve zavallı küçücük bir şeysin..zavallı küçük şey… hazır olduğumda seni kucaklamayı düşünüyorum ama sadece düşünüyorum şimdilik..seni kucaklamayı istemiyorum henüz hiç böyle bir his yok…birazcık sana bakıp haline gülmek ve zavallı şey demek istiyorum, sefil bir parazit, acınası bir varlık.. Varlığını benim sayemde gösterebilen bir gölge…



Hem zaten sana sarılmak, seni koccaman kucaklamak istesem bile olmayan bir şeye, bir gölgeye, bir hiçliğe nasıl sarılabilirim ki? Mümkün değil, görüyorsun… senin acınası halinle eğlenmeyi, sana gülmeyi, ürkütücü olmaya çalışan ezikliğini görmeyi bıraktığım vakit belki sarılacak güzel bir yan görebilirim de sende işte o zaman belki olmasan da varmışsın gibi yapıp kucaklayabilirim seni..