SUYUN DÖRDÜNCÜ HALİ, BEDENİMİZDEKİ MUCİZE VE YOGA

Updated: Jun 19


Suyun dördüncü bir hali de vardır”. desem, ne dersiniz? Bedenimiz, sırları çözmekle bitmeyecek denli mucizevi, mikro bir evren. Ve bu mikro evrende, içinde suyun dördüncü halini barındıran bir yapı ile birlikte yaşıyoruz. Bu yapının ne olduğu ve nelerden oluştuğuna biraz daha yakından, bilimsel olarak bakıldığında ise yoga pratiğinin önemi bir kere daha anlaşılır olmuş… 😊




Bedenimizin içinde, derimizin altında yer alan bu mucizevi yapı fasya diye adlandırılıyor. Fasya yapısı ayak parmaklarından başın tepesine kadar bütün vücudumuzu sarıyor. Kasları kemiklere, kemikleri kemiklere bağlayan, tüm iç organlarımızın etrafını sararak onların hareket ettiğimizde zarar görmemesini ve stabil olarak kalmasını sağlayan da yine fasya… Tüm hücrelerimiz arasında bilgi alışverişini sağlayan bir yapı olduğu da fasya ile ilgili devam eden araştırmalar arasında yer alıyor.


Fasyanın tüm kasları, dokuları, iç organları ve bedenimizin en dışında yer alan cildimizi hem birbirinden ayıran hem de birbirine bağlayan, çok karmaşık, gizemli ve hayranlık uyandıran bir yapısı var. Ve on yıl öncesine kadar bu yapının derin işlevi anlaşılamadığından, sadece organları birbirine bağlayan bir yapı olduğu sanılıyor ve ameliyatlar sırasında önemsenmeden kesilip atılıyor ve herhangi bir şekilde incelenmeye gerek duyulmuyormuş. Ta ki yine bir ameliyat sırasında bir doktorun bu defa neşteri yan olarak kullanmaya karar vermesiyle bu mucizevi yapının iç dünyası gözler önüne serilmeye başlanmış.


Fasyanın sadece alelade bir bağlayıcı doku olmadığı, bundan çok daha fazlası olduğuna dair bilgilere ulaşılmaya başlanınca dünyada ilk Uluslararası Fasya Araştırma Kongresi 2007 yılında Harward Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilmiş. Yani hem yoga dünyası için hem de tıp dünyası için çok yeni bilgiler ve heyecanlı bir süreç içindeyiz aslında fasyayı keşfetmekle ilgili… Sadece 14 yıllık bir geçmişi var fasya araştırmalarının.


Peki fasyanın yoga ile ne ilgisi var? Fasya, bütün bedeni tepeden tırnağa saran ve sulu, ıslak, hafif yapışkan bir yapıya sahip. Bedenimizin %70’ i sudan oluşuyor.


Bedenimizin içini yarıdan fazlası suyla dolu bir odaya benzetirsek, bu suyun bir alt katmanında akan başka bir su kanalı, onun altında da başka bir su kanalı ve bu büyük okyanusun içinde birbiriyle bağlantılı ve aynı zamanda kaotik görünümlü bir akışın varlığını imgeleyin.. Ve doğal olarak bu su kanalları birbiriyle bağlantı içindedirler… İşte bu örümcek ağı gibi bedenimizi saran liflerin içinde yer alan su kanallarının geçtiği yolların haritası binlerce yıl önce yoga biliminde nadiler ve kadim Çin tıbbında da meridyenler olarak adlandırılarak çizilmiş ve bu çizimler günümüze kadar da ulaşmışlar. Yoga biliminde ve Çin tıbbında bu su kanalları, enerji kanalları olarak resmedilmiş. Fasya ağı bilimsel olarak keşfedilince fasya ağı ile binlerce yıl önce çizilen bedenimizin içindeki enerji kanallarının (nadiler ya da meridyenler) haritasının neredeyse bire bir aynı olduğu görülmüş.

Binlerce yıl önce yogilerin, meditasyon ustalarının keşfettiği bedendeki enerji kanalları şimdi modern bilimsel bilgilerin ışığında yeniden keşfediliyor ki bu çok heyecan verici. 😊





Yoga pratikleri ile biz bedenimizdeki fasyanın yapısını şifalandırıp, dönüştürebiliyoruz, bedenimizi onarabiliyoruz, cildimizi gençleştirebiliyoruz