YERÇEKİMİ, STRES VE NEFES

Güncelleme tarihi: 7 Oca


Yerçekimine direnmenin, stresle dolmamıza ve nefesin rehberliğini kaybetmemize yol açan en önemli etkenlerden birisi olduğunu biliyor muydun?




Yerçekimine direnmenin, stresle dolmamıza ve nefesin rehberliğini kaybetmemize yol açan en önemli etkenlerden birisi olduğunu biliyor muydun?


İnsan, varolan canlılar arasında iki ayak üzerinde yaşamını sürdürebilen tek canlıdır. Ve bunu yapabilmesi için bedeninde yüksek oranda enerjiye ihtiyacı vardır. Yerçekimine karşı vücudu ayakta tutabilmek için beden sürekli bir dengelenme ve enerji kullanma ihtiyacındadır. Böyle bakıldığında stresten kaçınmanın imkansız olduğunu ve stresli olmak için sadece varolmanın yeterli olduğunu dahi görebilmek mümkün. Evet, bir yanıyla öyledir de… Ayakta olmadığımız zamanlarda, uzandığımızda ya da oturduğumuzda yerçekiminin etkisi azaldığından bedenimiz de doğal olarak rahatlar. Kaslarımız bu hallerde çok daha az efor harcadığından beden dinlenme ve enerji biriktirme haline geri döner, kasılan ve sürekli işleyen kaslar rahatlar.


Zaten yerçekimiyle ilişkimiz bedenimizde bir stres oluşturuyorsa, enerji tüketimimiz artıyorsa, aslında bu durum bile başlı başına bize bedenimizi rahatlatmanın, gevşemeyi bilmenin ve nefesi sakinleştirmenin önemini gösteriyor. Oysa bizler genellikle stresi azaltmanın ve bedenimizi rahatlatmanın yollarını aramak yerine tam tersine edindiğimiz alışkanlıklarla stres seviyelerimizi daha da arttırmayı tercih ediyoruz, bilinçli ya da bilinçsiz olarak da olsa bu ne yazık ki böyle…

Stres seviyesi yüksek olan kişiler, sürekli omuzlarında yüz kiloluk bir yük taşır gibi bir gerilim içerisindedirler. Görünürde böyle bir yük olmadığı için de bu durumun yıkıcılığı ancak fiziksel sağlık bozulduğunda görünür olur. Ünlü heykeltraş Rodin’in Düşünen Adam heykelinde olduğu gibi çökmüş bir beden, aslında sürekli üstünde yük olarak taşıdığı stres seviyeleri ile baş edemeyen bir insanın fiziken de kaslarının çökmesi, omuzlarının kapanmasını durumunu anlatır gibidir. Ve stresin yükü, kapanmış bir beden aynı zamanda depreşif bir zihin yapısına da işaret eder. Çünkü her ne kadar bizler zihin, beden, ruh diyerek varlığımızı ayrı ayrı parçalara bölme eğilimindeysek de esasında tüm bunlar bir ve bütündür. Ve nefesin yanlış kullanımı bedenimizi, bedenimizi sürekli stresle yüklemek de nefesimizi ve zihnimizi etkiler.





Bütün bir zihin beden sistemimize, şu anda rahatım, her şey yolunda, güvendeyim, mesajını verebilmenin en iyi yolu nefesi sakinleştirerek ve sakinleşen nefes aracılığıyla da bedenin dinlenme, yeniden yapılanma, güvende hissetme durumuna geri dönmesini sağlamaktır. Çünkü iç organlarımız, kaslarımız, kan akışımız, lenfatik sistem, bütün bir beden ancak savaş kaç modundan çıktığımızda yenilenme, dinlenme haline geçebilir.


Önyargılarımız bize genellikle bedenimizle ya da nefesle çalışmak için yeterli zamanımızın olmadığını, gerçekten işe yarar birşeyler yapmak için uzun süreli çalışmalara ihtiyaç olduğunu söyler. Bu düşünce de yeni birşeyler denemekten bizi alıkoyar.


Oysa ki, günlük rutinimizin içinde beş ya da on dakikalık sürelerle harikalar yaratabiliyoruz. Nefes çalışmalarıyla benim bizzat deneyimlediğim de tam olarak buydu. Bilinçsizce yaptığımız her davranışa ve düşünceye biraz daha bilinçli bir hal ekleyerek, bilinçli olarak mevcut olduğumuz o anda otomatik pilottan çıkmaya başlıyoruz. Bilinçsizce alınıp verilen, sık, düzensiz solunumun farkına varmak ya da bilinçsizce bedenimizi kastığımız anların farkına varmak yepyeni bir yol açıyor bütün sistemimizi onarmak için. Ve yine bu farkındalık alanına gelebilmenin de en kestirme yolu nefesimizle bilinçli olarak çalışmaktan geçiyor.


Bedenimiz kasıldığında, stresli olduğumuzda, nefesimiz sıkıştığında işte tam o anlarda aslında bunun hiç farkında olamıyoruz. Bütün bunları fark ettiğimizde ya bedensel rahatsızlıklar bir üst seviyeye çıkmış oluyor ya da psikolojik olarak çeşitli rahatsızlıklar kendini göstermeye başlıyor. Bizim bu çalışmalarla yapmak istediğimiz, sistemimizi sürekli stresle mücadele etmek zorunda bırakmadan, gittikçe daha da artan stres seviyeleriyle başa çıkmak zorunda bırakmadan önce farkındalık kazanmak.


Stresli olmak, doğal bir hal değil. Herşeyden önce bunu yeniden hatırlamamız gerekiyor. Çünkü, günümüzde, içinde yaşadığımız modern toplum içerisinde stres içerisinde olmak neredeyse doğal bir hal gibi karşılanmaya başladı. Ancak bu durumu doğal kabul etmek stresin bedenimize ve zihnimize verdiği zararı önlemiyor.

Stres, ancak savunma, kaçma ya da saldırıya geçme durumlarında ihtiyacımız olan hormonları salgılamamazı sağlar. Belirli bir seviyede stresin bedenimizde olması yaşamın akışı gereği, canlılığımızı ve harekete geçme kabiliyetimizi tetikler ve bu da gereklidir. Sorun olan ise stresin giderek artan seviyelerde ve neredeyse sürekli sistemimizde barınıyor olması.


Doğal olan ise; güvende olma halimiz… Eğer, koşmuyorsam ya da saldırıya uğrayacağım için kaçma ihtiyacım yoksa o halde kaslarımın gerilmesine, bedenimdeki kan akışının merkezden uçlara doğru daha fazla pompalanmasına, stres hormonları salgılamaya da ihtiyacım yoktur. Ama görüyoruz ki, günlük yaşam içerisinde çoğumuz savaş kaç modunda yaşıyoruz ve bunu normal olarak adlandırıyoruz. Doğal olandan kopmaya başladıkça, yaşama güven duygumuzla birlikte fiziksel sağlığımız ve psikolojik sağlığımız yara almaya başlıyor.


Bilinçsiz nefes alışkanlığı, bedenle temasımızın kopması, bedenimizdeki ve yüzümüzdeki kasların kasılmış durumda olduğunu dahi farketmememiz zaman içinde dalgaların yavaş yavaş kayalara çarparak oyuklar açması gibi işliyor. Yani farkında varmadan ve düzenli olarak zihin beden sistemimizde oyuklar açıyoruz. 




Nefes bilinçli hale geldiğinde herşeyden önce tam da şu anda zihinsel ve bedensel olarak nasıl bir halde olduğunu görebilmek için alan açılmaya başlıyor. Göremediğimiz, fark edemediğimiz bir durumu değiştirmemiz de mümkün değildir. Herşeyden önce farkındalığın gelmesi gerekiyor ki, doğal olmayan bir varoluş sürdürdüğümüzü görebilelim.


Doğal olandan, kendi doğamızdan o kadar koptuk ki… Rahatlamak, gevşemek, güvenmek korkutucu gelmeye başladı. Sanki rahatlayıp, yaşama güvenirsek birşeyleri kaçıracağımızı zannediyoruz. Yaşamda varolmak için, tehlikeleri görmeliyim, savunmada olmalıyım, rahatlarsam eyleme geçmek için enerjiyi bulamam düşüncesi hakim olmaya başladı. Oysa, bedeninin doğal halinde, rahatladığımızda o zaman iç organlarımız dahi daha iyi işlemeye başlıyor, zihin daha berrak bir şekilde düşünebilmeye başlıyor.


Bu nedenle nefesimizle yeniden buluşmak ve beş on dakikalık günlük rutinler oluşturmak tüm modern insanların acil eylem planı içinde olmalı bence 😊) Çünkü halen nefes çalışmalarının öneminin tam olarak kavrandığını düşünmüyorum. Üstelik de nefesle ilgili ulaşılabilecek her türlü kaynağın kitaplar ya da internet aracılığıyla çoğaldığı bu günlerde dahi değeri tam olarak anlaşılamamış bilgiler olarak kalıyorlar sadece. Bilgi özümsenmediğinde, deneyim alanına getirilmediğinde, bilgi olarak kalır. Ancak deneyim alanına geldikten sonra o bilgiyi hücresel olarak sindirmiş yani idrak etmiş oluruz. Zihin alanından deneyim alanına, kalp alanına getirmiş oluruz. İşte o zaman bilgiyi yaşamımıza geçirmeye başladık demektir.

Nefes çalışmaları da yaşama geçirildiğinde değeri çok daha iyi bilinebilecek, yüzyıllık kadim köklerden günümüze kadar geliyor. Ve nefes çalışmaları her türlü bedensel hareketten, yogadan, egzersizden bağımsız olarak tek başına uygulanabilir. Özellikle belirli bir hareket disiplininin içine yerleştirmek, belirli kurallar dahilinde uygulamak gerekli değildir. Hareket etmenin muazzam faydaları vardır tabi ki.. Ancak bu yazımın konusu özellikle nefes çalışmaları ile ilgili olduğu için, hareket etmeyi tercih etmeyenler için de harika bir alternatiftir aynı zamanda. Çünkü, nefes çalışmaları ile fiziksel bedenin sağlığına da büyük katkıda bulunmuş oluyoruz.


Bedenimiz, rahatlayabilmek için merkezi sinir sisteminden gelen güvendeyim sinyaline ihtiyaç duyar aynı zamanda da gevşememizi ve parasempatik sinir sistemini devreye sokan hormonal salgılara da ihtiyaç duyar. Nefes çalışmaları merkezi sinir sistemini rahatlattığından bu mesajı bedenimiz aracılığıyla iletmiş oluruz. Yani zihinsel olarak kendi kendine telkinde bulunmakla aynı şey değildir bu. Esasında bu bedenin kendini gerçekten güvende hissetmesiyle gerçekleşir. Bedenin kendini gerçekten güvende hissetmesi ise nefes aracılığıyla bedeni sürekli içinde bulunduğu savaş kaç halinden uzaklaştırmakla çok hızlı bir şekilde sağlanır.


Tüm bir zihin beden sistemini en hızlı şekilde dengeleyen, organların doğal işleyişinde daha sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlayan, bedeni en hızlı şekilde güvende hissettirerek kaslardaki gerginliği azaltan çalışmalardan birisidir nefesle bilinçli olarak çalışmak.


Ve özellikle de gevşemeye yönelik nefes egzersizleri de vardır, bu çalışmalarda nefes verme süreleri, nefes alma sürelerinden daha uzun tutulur. Nefes verme süresinin uzatılması bedenin hızla gevşeyerek, parasempatik sinir sisteminin devreye girmesini sağlar. 


Hem sempatik sinir sistemi hem de parasempatik sinir sistemi bedenimizin sağlıklı işleyişinde gerekli ve önemlidir. Ancak günümüzde gereğinden fazla stres yüklenmiş olduğumuz için sempatik sinir sistemi büyük oranda devrede oluyor. Nefes çalışmalarıyla parasempatik sinir sistemini bilinçli olarak uyararak dengelenmeyi sağlayabiliriz.


Nefes çalışmalarının bir diğer harika tarafı da, sadece çalışma yaptığınız anla sınırlı kalmamasıdır. Her uygulama diyaframı canlandırır, nefes farkındalığı yaratır ve sonrasında da nefesimizin kalitesini büyük oranda arttırır. Zaman içinde günlük yaşamda düzensiz, sığ ve sürekli olarak sempatik sinir sistemini etkileyen, stres seviyelerimizi arttıran bir nefes alıp verme alışkanlığından bizi çıkarmaya başlar. Üstelik de tüm bunları günlük rutininize beş ila on dakikalık nefes farkındalığı molaları ekleyerek yapabilirsiniz.


Kendi içinde muazzam işleyen bir mekanizma olan bedenimizin doğal işleyişine kavuşması, desteklenmesi, sürekli olarak yıkıcı nefes alışkanlıklarımızdan bilinçli olarak çıkmamızla mümkün olabilir.


Nefesin rehberliği ve farkındalığın ışığı hep seninle olsun.


Sevgiler Seçil


"Bedenin ritmi, zihnin melodisi ve ruhun uyumu, hayat senfonisini yaratır."

B.K.S. İyengar



Buraya senin için özellikle gevşemeye yönelik bir nefes egzersizi ekliyorum, dilersen hemen uygulayabilirsin.


Parasempatik sinir sistemini etkilemek için yin yoga harika bir pratiktir, belki yin yoga ile tanışmak istersin.


Web sayfamda “Bir Aylık Nefesle Dönüşüm Programı” hediyem var. Hediyeni al, dönüşüme hemen başla … 😊





17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör