DUYGUSAL PROBLEMLERİNİ ZİHİNLE ÇÖZEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNENLERDEN MİSİN?

Updated: Jun 19


Sen de duygusal problemlerini zihinle çözebileceğini düşünenlerden misin? İnanıyorum ki, her insan duygusal problemlerini zihinle çözebileceğini düşündüğü zamanlardan geçmiştir. Değilse bile zihnin döngüsüne kendini kaptırarak bilinçsizce çözüm ararken kendini bir labirentin içinde dolanırken kaybolduğunun farkında bile değildir.


İster bilinçli olarak zihnimizi kullanarak duygusal problemlerin üstesinden gelebileceğimize inanalım, ister bilinçsiz olarak zihin labirentinin içine kendimizi hapsedelim her iki durumda da bu konu yakından incelenmeyi hak ediyor bence. Çünkü duygularımızın niteliği, içeriği, yoğunluğu doğrudan yaşamımızı, aldığımız kararları, doğru diye inandıklarımızı, mutluluk kriterlerimizi, kendi kendimizle olan ilişkimizi çok yakından etkiliyor.


Duygular yaşamımızı yöneten çok güçlü özelliklerimizden biri ve genellikle de düşüncelerimizi sorgulayabildiğimizden çok daha az oranda duygularımızı sorgulayabildiğimizi, duygularımıza eleştirel yaklaşabildiğimizi düşünüyorum. Genellikle bir duygu, olgun bir meyve gibi tabağımızda durur adeta ve ne hissediyorsak odur işte, o kadardır. Hangi düşünce biçimlerimiz ve hangi davranış alışkanlıklarımız duygularımızın oluşmasında ne kadar rol oynadı bunları fark etmeyiz hiç. Sadece yaşanılan an ve o anın içerisinde kendini gösteren bir duygu vardır, ve o kadar gerçektir ki bu duygu onun tetiklediği adımları atmaktan, sözleri söylemekten kendimizi alıkoyamayız.


Beynimiz, zihnimiz çok karmaşık problemleri çözebilen güçlü bilgisayarlara benzetilir. Ve buna “yapan zihin” deniliyor.


Zihin, bir problemi çözmek istediğinde sınıflar, tasnif eder, analiz eder, sorular sorar, cevaplar verir zihnin işleyişi bu şekildedir. Bu sayede de yaşamımızı sürdürürken akılcı kararlar almamızda, karşılaştırma yapabilmemizde, ekonomimizi yönetmede hatta günlük yaşam içerisinde alışveriş listesi oluşturmamızda, günümüzü planlayarak verimli kullanabilmemizde oldukça etkilidir, hızlı çalışır, tarar ve en uygun çözümü üretmek üzere çalışır.


Ancak, iş duygularımızla ilişkimize, duygusal problemlerimizi çözmeye gelince değişmeye başlıyor. Çünkü çoğumuz doğal olarak duygusal problemlerimizi çözebilmek için de zihnimize müracaat ediyoruz. Ve işte en büyük hatayı da burada yapıyoruz.

Yapan zihin, duygusal problemleri çözmek için kullanıldığında duygusal problemlere takılıp kalarak, onları daha da beter bir hale getirir. Herhangi bir duygusal problem analiz edildikçe daha da karmaşıklaşır ve üstelik daha da büyümeye başlar. Yapısı gereği zaten duyguları ayırmak, tasnif etmek, karşılaştırmak olasılık dahilinde değil, çünkü duygular yapma haline ait değiller, duyguların alanı “olma hali” dir.


Duygular analiz edilmek, çözümlenmek yerine, an içerisinde “olmayı”, kendini ifade etmeyi, o anki hal her ne ise onu görünür kılmak için var.


Duygular işlevi gereği bedenlenmek, ifade olunmak, akmak, konuşmak, hissedilmek, izin verilmek ister. Entelektüel bir bakış açısıyla duygulara yaklaşmak onlara ifade alanı vermez. Sadece zihnin içine ve bedenin de içine hapseder. Bu durum da hem zihinsel hem de bedensel olarak blokajlar yaratır ve fiziksel, zihinsel, duygusal sağlığımızı olumsuz olarak etkilemeye başlar.