İLK BİLİNÇLİ NEFES DENEYİMİM

Güncelleme tarihi: 7 Oca


Bu blog yazımda ilk bilinçli nefes deneyimimi ve bende yarattığı etkileri seninle paylaşmak istiyorum. Nefes pratikleri ile bilinçli olarak çalışmaya karar verdiğimde nefes eğitmenliği eğitimini de almaya karar vermiştim… Çünkü yaradılışım gereği edindiğim her faydalı bilgiyi, deneyimi diğer insanlarla da paylaşmak kendiliğinden oluveren, çok doğal bir hal oldu her zaman benim için… Bu yüzden de ne zaman ki nefes çalışmaları ilgi alanıma girmeye başladı, aynı anda da “evet, şimdi diğer insanlarla da paylaşabileceğim, gerçekten işe yarar şeyler öğrenmenin zamanı geldi” gibi bir his, bir iç ses hemen belirdi içimde.


Nefesimi bilinçli olarak kullanmayı öğrendiğimde çok hızlı bir şekilde farkındalık alanıma giren üç temel şey oldu ve üç temel şey başladığım yıl olan 2011 yılından bu yana hiçbir zaman önemini ve önceliğini yitirmedi. Hatta yitirmek bir yana ne kadar değerli olduklarını daha da iyi anlamamı sağladılar.

Sonrasında aldığım diğer eğitimlerdeki nefes ve meditasyon hakkındaki bilgiler, dünya genelinde önemli üniversitelerin yaptığı bilimsel araştırmaların yaşadığım bu üç temel farkındalık halini incelediğini, araştırdığını ve nefesi bilinçli olarak kullanmanın öneminin altını çizmeleri bu yolun ne kadar kıymetli olduğunu her defasında bana gösterdi…





İlk nefes eğitimine başladığımda ve bilinçli olarak nefesime yaklaştığımda ilk birkaç gün içerisinde yaşadığım ve beni derinden dönüştürüp etkileyen üç temel farkındalıktan birini bir nefes tutma çalışması sırasında yaşadığımı hala bugün gibi çok net olarak hatırlıyorum. Birdenbire farkına vardım ki; “düşüncelerim durmuştu” evet, sürekli konuşan zihnim, oradan oraya koşuşturan düşüncelerim durmuş ve onun yerine çok dingin, huzurlu, sonsuzluğu çağrıştıran ve içinde adeta bilgelik olan bir boşluk gelmişti.

Bunu deneyimlemek ve fark etmenin o anda omuzlarımdan kaldırdığı yükü, zihnimle ve duygularımla ilişkimin nasıl da yapış yapış olduğunu açık ve net bir biçimde görmenin içimde yarattığı devrimi kelimelerle anlatmak çok kez yetersiz oluyor.


Yaşadığım ikinci devrimsel deneyimim ise, nefesin ruh ile beden arasında bir köprü olduğunu idrak ettiğim an oldu… Evet, zihinsel olarak biliyoruz belki, evet nefesi kendi haline bırakabilirsin yine bedene dolup, bedenden çıkmaya devam eder yani nefes akar. Ancak diğer taraftan bilinçli olarak nefesi alıp vererek, belirli nefes tekniklerini bilinçli olarak kullanarak, duygusal, zihinsel halimizi etkileyebildiğimizi hatta iç organlarımızın çalışma şeklini dahi etkileyebildiğimizi fark etmek benim için muazzam ve derinden etkileyen bir farkındalık oldu…

Evet, anlaşıldığı üzere bu bilgi ve deneyim kurban bilincinde olmanın esasında bir düşük bilinç hali olduğunu gösterdi, ve nefesin akışına teslimiyetin yaşamda olan biten ve değiştirmenin elimizde olmadığı şeylere karşı kabul duygumuzu geliştirdiğinin de bir başka gerçek olduğunu anlamamı sağladı.


Yaşama karşı direnç göstermek yerine, bizleri daha yaşamının sorumluluğunu alan, değişime açık ve değiştiremediklerine, yaşamın büyüklüğüne rıza gösterebilen, daha esnek, motivasyonu hemencecik düşmeyen, yaşamın değerini bilen kimseler haline getiren şey sadece ve sadece birkaç bilinçli nefes alış veriştir kimi zaman…


Nefes, bizi kendi içimize getiren bir köprü, artık orada olup bitenleri o kadar açık bir biçimde görmeye başlarsın ki, tıpkı nerede yanlış yaptığının bir türlü farkında olamayan ama senin dışarıdan ayan beyan görebildiğin bir yakınına, sevdiğine şefkatle yaklaştığın gibi, kendine şefkat gösterirken kendini bulmaya başlarsın.


Bize öğretilen, eleştirmek, yargılamak, suçlamak olsa da bu yeni bakış açısı, yeni bilinçle birlikte şefkatin evrenselliğini görmeye, hissetmeye ve kendine de vermeye başlarsın.


Yine ilk bilinçli nefes deneyimime dönecek olursam sevgili okur 😊 beni çok derinden etkileyen üçüncü farkındalığım ise “gözlemci ve şahit” olma hali ile tanışmam oldu.

Bunu biraz açmam gerekiyor sanırım; insanların çok büyük bir çoğunluğu ne yazık ki düşünceleri, zihninden gelip geçen anılar, korkular, beklentiler, yaşadıkları duygusal deneyimler ile özdeşleşmiş durumdalar. Yani zihinlerinden geçen her ne varsa bunu sorgusuz sualsiz doğru olarak kabul etme ve düşüncelerini kendi kimlikleri zannetme eğilimindeler, eğilimindeyiz.


Oysa yapılan araştırmalara göre bir insanın zihninden günde ortalama 6 bin düşünce geçiyormuş. Bu inanılmaz yüksek bir rakam ve aynı zamanda da her geçen düşüncenin ardına kapılıp gitmenin de ne kadar yorucu, anlamsız ve enerji tüketen bir şey olduğunu fark etmenin kendimiz için yapabileceğimiz en iyi şey olduğunu fark etmemiz için çok önemli bir veri olduğunu düşünüyorum bunun.


Evet, gözlemci olma, şahit olma halini, yaptığım nefes çalışmaları ile deneyimlediğim ana geri dönüyorum. O anda tam anlamıyla idrak ettiğim şey; nefesime gözlemci olarak, şahit olarak aynı zamanda içimdeki düşüncelere, duygulara, yaşamdaki varoluş halime de şahitlik yapabiliyor oluşumdu.



Zihnimde ne varsa, nasıl bir duygusal hal içerisindeysem hatta nasıl bir yaşamsal deneyimin içindeysem hiç fark etmezdi, gözlemci olarak kalabildiğimde varlığıma ve yaşama çok daha büyük bir açıdan bakabilme şansım doğuyordu. Ve bu da kendi küçük deneyimlerimin, küçük zihnimin, duygusal halimin içerisinde kapılıp kalmamaya ve başka bir varoluş biçiminin mümkün olduğuna dair çok net bir şekilde bir kapı açıyordu.


Sonrasında yıllar geçtikçe aldığım diğer eğitimlerde öğrendiğim kadim bilgilerin yanı sıra bilimsel araştırmaların da bugün tüm bu kavramların önemini açıklamaya çalıştığını görmek hakikatin “bir” olduğu anlayışına beni daha çok yaklaştırdı.


Yaşadığım bu üç temel farkındalık hali, “düşüncelerin durması, boşluk hali (meditasyon), nefesin izlenmesi, nefesin ruh ve beden arasında köprü olduğunu algılamak (meditasyon), gözlemci/şahit olma halini beslemek (meditasyon)


Evet her birini şimdi meditasyon ile eşleştiriyorum çünkü bugün çokça duyduğunuz mindfulness kelimesi kısaca; bilinçli farkındalık hali olarak açıklansa da içerisinde daha geniş kapsamlı bir varoluş halini barındırıyor. Ve benim deneyimlediğim üç devrimsel farkındalık halini de kapsıyor.


Mindfulness tanımı; nefes çalışmaları olsun, meditasyon olsun, hatta bedensel çalışmalar olsun bütün bunları uygularken takınılan niyet ve tavrı anlatır. Bir nefes çalışmasının örneğin mindfulness tavrı ile yapılabilmesi için “açık, nazik, berrak, yargısız, gözlemci ve şefkatli” bir tavır içermesi gerekiyor.


Ve bu tavır tüm yaşamımızda başkaları ya da kendimiz için beslemeyi öğrenmemiz ve tıpkı bir kas gibi güçlendirmemiz gereken bir tavırdır.



İşte nefes çalışmaları, meditasyon bu tavrı güçlendirmek ve hatta beynimizin yapısını dönüştürerek eski yollara geri dönmememiz için bizi destekleyen harika kaynaklardır.


Bugün bir çok üniversitede duygusal ve zihinsel dönüşüm için depresyonun geri dönmesini engellemek için nefes farkındalığı çalışmaları ve meditasyon önerilmektedir.


Ve mindfulness pratikleri klinik olarak uygulanmakta ve nefes ile bilinçli bir farkındalıkta, bilinçli bir temasta olmanın getirdiği zihinsel, fiziksel, duygusal iyileşmeler araştırmaya devam edilmektedir. Evet fiziksel dedim çünkü mindfulness kliniklerinde kronik ağrılar, strese bağlı ağrılar için de nefes ve meditasyon pratikleri önerilmektedir.


Şimdi bulunduğum yerden dönüp bakınca nefes ile bilinçli ilişki kurmanın getirilerinin ne kadar hızlı, etkili olduğunu ve aynı zamanda da ne kadar evrensel olduğunu görebiliyorum.


Nefes ile her bilinçli temas evrensel bir bilgiye temas etmek gibidir. Hatta tam olarak öyledir diyebilirim.


Ve herkes için her an mevcut, sadece niyetle, istekle ve biraz da çabayla işleyen muazzam bir araçtır nefes çalışmaları. Ve sadece birkaç günlük nefes çalışmaları ile dahi muhteşem farkındalıklar, idrakler yaşamak mümkündür.



Yaşam ateşini harlayan en değerli şey; idrakımız bence, içimizde neler olup bittiğini görmemizi sağlayan iç bakışlarımızdaki ateş idrakımız ve bu ateşin yanması için önemli unsurlardan biri de nefesimiz, oksijen olmadan, nefes olmadan istesek de yaşam ateşini, canlılığımızı, motivasyonumuzu harekete geçiremiyoruz.


İçsel ateşimiz hiç sönmesin ve söndüğü zamanlarda da hatırlayalım ki; yaşamın içinde hepsi var ancak yalnız değilsin, nefesin her zaman seninle, yeter ki nefesinle bilinçli bir ilişki kurmayı öğren, nefesini tanı, nefesine yaklaş.


Sevgiler, Seçil…


Bloğumdaki nefes ve zihin ilişkisinden bahsettiğim yazımın linki de burada...


Youtube kanalıma abone ol, nefes teknikleri ve yin yoga öğrenerek, güvenle uygulamaya başla.







23 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör