İLK BİLİNÇLİ NEFES DENEYİMİM

Updated: Jun 19


Bu blog yazımda sevgili okur :) ilk bilinçli nefes deneyimimi ve bende yarattığı etkileri seninle paylaşmak istiyorum. Nefes pratikleri ile bilinçli olarak çalışmaya karar verdiğimde nefes eğitmenliği eğitimini de almaya karar vermiştim… Çünkü yaradılışım gereği edindiğim her faydalı bilgiyi, deneyimi diğer insanlarla da paylaşmak kendiliğinden oluveren, çok doğal bir hal oldu her zaman benim için… Bu yüzden de ne zaman ki nefes çalışmaları ilgi alanıma girmeye başladı, aynı anda da “evet, şimdi diğer insanlarla da paylaşabileceğim, gerçekten işe yarar şeyler öğrenmenin zamanı geldi” gibi bir his, bir iç ses hemen belirdi içimde.

Nefesimi bilinçli olarak kullanmayı öğrendiğimde çok hızlı bir şekilde farkındalık alanıma giren üç temel şey oldu ve üç temel şey başladığım yıl olan 2011 yılından bu yana hiçbir zaman önemini ve önceliğini yitirmedi. Hatta yitirmek bir yana ne kadar değerli olduklarını daha da iyi anlamamı sağladılar.

Sonrasında aldığım diğer eğitimlerdeki nefes ve meditasyon hakkındaki bilgiler, dünya genelinde önemli üniversitelerin yaptığı bilimsel araştırmaların yaşadığım bu üç temel farkındalık halini incelediğini, araştırdığını ve nefesi bilinçli olarak kullanmanın öneminin altını çizmeleri bu yolun ne kadar kıymetli olduğunu her defasında bana gösterdi…





İlk nefes eğitimine başladığımda ve bilinçli olarak nefesime yaklaştığımda ilk birkaç gün içerisinde yaşadığım ve beni derinden dönüştürüp etkileyen üç temel farkındalıktan birini bir nefes tutma çalışması sırasında yaşadığımı hala bugün gibi çok net olarak hatırlıyorum. Birdenbire farkına vardım ki; “düşüncelerim durmuştu” evet, sürekli konuşan zihnim, oradan oraya koşuşturan düşüncelerim durmuş ve onun yerine çok dingin, huzurlu, sonsuzluğu çağrıştıran ve içinde adeta bilgelik olan bir boşluk gelmişti.

Bunu deneyimlemek ve fark etmenin o anda omuzlarımdan kaldırdığı yükü, zihnimle ve duygularımla ilişkimin nasıl da yapış yapış olduğunu açık ve net bir biçimde görmenin içimde yarattığı devrimi kelimelerle anlatmak çok kez yetersiz oluyor.


Yaşadığım ikinci devrimsel deneyimim ise, nefesin ruh ile beden arasında bir köprü olduğunu idrak ettiğim an oldu… Evet, zihinsel olarak biliyoruz belki, evet nefesi kendi haline bırakabilirsin yine bedene dolup, bedenden çıkmaya devam eder yani nefes akar. Ancak diğer taraftan bilinçli olarak nefesi alıp vererek, belirli nefes tekniklerini bilinçli olarak kullanarak, duygusal, zihinsel halimizi etkileyebildiğimizi hatta iç organlarımızın çalışma şeklini dahi etkileyebildiğimizi fark etmek benim için muazzam ve derinden etkileyen bir farkındalık oldu…

Evet, anlaşıldığı üzere bu bilgi ve deneyim kurban bilincinde olmanın esasında bir düşük bilinç hali olduğunu gösterdi, ve nefesin akışına teslimiyetin yaşamda olan biten ve değiştirmenin elimizde olmadığı şeylere karşı kabul duygumuzu geliştirdiğinin de bir başka gerçek olduğunu anlamamı sağladı.


Yaşama karşı direnç göstermek yerine, bizleri daha yaşamının sorumluluğunu alan, değişime açık ve değiştiremediklerine, yaşamın büyüklüğüne rıza gösterebilen, daha esnek, motivasyonu hemencecik düşmeyen, yaşamın değerini bilen kimseler haline getiren şey sadece ve sadece birkaç bilinçli nefes alış veriştir kimi zaman…


Nefes, bizi kendi içimize getiren bir köprü, artık orada olup bitenleri o kadar açık bir biçimde görmeye başlarsın ki, tıpkı nerede yanlış yaptığının bir türlü farkında olamayan ama senin dışarıdan ayan beyan görebildiğin bir yakınına, sevdiğine şefkatle yaklaştığın gibi, kendine şefkat gösterirken kendini bulmaya başlarsın.