YOGA HAKKINDA BİR İYİ, BİR DE KÖTÜ HABERİM VAR !!!

Güncelleme tarihi: 7 Oca


Selam, mucizevi ve her haliyle güzel bedeninin içinde varlığını sürdüren, mucizevi güzel ruh. Bugün böyle bir giriş yapmak istedim çünkü çok içimden geldi tam da böyle bir giriş yapmak. :) Yoga hakkında sana bir iyi bir de kötü haberim var.



Benim yoluma bedensel yoga pozları 2015 yılında girdi, bedensel diye altını çiziyorum çünkü yoga kelimesini duyduğumuz anda hemen ilk olarak akıllara geldiği gibi yoga sadece bir takım bedensel hareketler demek değil. Çok kapsayıcı bir sistem olan yoga sisteminin içerisinde bedensel hareket sadece onun bir bölümünü oluşturuyor.


Ve günümüzde insanların çoğu eskiden olduğu gibi bedenlerini aktif olarak kullanmadıklarından, daha çok zihin ağırlıklı olarak çalıştığından içinde bulunduğumuz zamanda bedensel hareket muazzam değerli.


Yoga deyince gözümüzün önüne girilmesi imkansızmış gibi görünen kimi pozları çok estetik bir şekilde yaparken fotoğraflanmış insanlar gelir çoğunlukla. Onun ardından da bilinçli olarak düşünülmese dahi, “belirli bir süre yoga pratiği yaparsam ben de o fotoğraflarda gördüğüm kişilerin yaptığı pozları yapabilirim” düşüncesi belirir.


Bu düşünce bir yere kadar doğrudur ve bedeni daha önce girmediği pozlara sokmak, omurga sağlığı için, sinir sisteminin dengelenmesi için, zihnin sakinleşmesi için çok faydalıdır.

Zaten bedensel yoga uygulaması en nihayetinde bizi zihinsel olarak dinginliğe ulaştırmak, meditasyona hazırlamak ve pratik etmeye devam ettikçe meditasyon halinin günlük yaşamda da devam edebildiği bir varoluş haline getirebilmek içindir.





Bütün o hareketleri esasen zihnimizin bir dönüşüme uğraması, yaşama ve kendi yaşam şeklimize bakış açımızda yeni yollar açabilmek için yapıyoruz. Yani bedensel hareketlerin temelinde amaç o pozları en kusursuz şekilde yapabilen biri olmak değil.

Eğer bir amaç varsa; (ki yoganın özü amacın olmasını dahi yolda bir engel olarak görür, ulaşılacak bir hedef yoktur, gelinecek daha iyi bir yer yoktur) o amaç sadece ve sadece olanı kabule ve teslimiyete her anın içinde daha açık olarak kalabilmektir diye özetleyebilirim ben.


Yoga en yalın haliyle “bir”lik duygusunun derinleşmesidir. Kelime anlamı olarak da yoga kelimesi yog kökünden gelir ve yog etmek yani bir etmek, birleştirmek demektir.


Belki bunu okuyan sen bir süredir bedensel olarak yoga yapıyorsun ya da yapmaya niyetlisin. Her ne olursa olsun bu bilgiler altın değerinde çünkü eğer yoga pratiğini yaparken bedenini gereğinden fazla zorlayarak, gördüğün bir fotoğraftaki pozu bedenine rağmen, hırsla uyguladıysan ya da uygulayacaksan bu altın değerindeki bilgiyi hatırlamak iyi olur 😊



Yoga pratiği her şeyden önce şefkat içermelidir. Evet, bir yere kadar gitmediğimiz yerlere bedeni götürmek, bedene yeni keşifler yaptırmak, yeni bakış açıları, yeni olasılıkları yaşamımıza davet ediyor orası kesin. Ancak, içinde şefkat olmayan, şekilci ve dışsal değerleri ilk sıraya koyan bir hareket etme tarzı, herşeyden önce yoga değildir. Bilinçsizce yapılan fiziksel bir egzersizden öteye gitmez. Ve böyle olunca da şefkatli bir yoga pratiğinin yaratacağı bütünsel dönüşümlerden mahrum kalmış oluruz. Ki bunu hiç ama hiç istemeyiz değil mi? 


-Peki kötü haber nerede?- ya da -İyi haber neydi?- dediğinizi duyar gibiyim. Ben öncelikle kötü haber ile başlamayı tercih ederim ve aslına bakacak olursan bence kötü haber eğer ön yargıları ve dirençleri bir kenara bırakırsak kötü haber bile değil. 😊 Zaten iyi ve kötü algısı zihinlerimizde değil midir? Yaşamda herşey zıddıyla varolduğuna göre -bu direnç neden?- diye sorabiliriz belki kendimize öncelikle…


Evet, kötü haber şu ki; yıllar ve yıllarca her gün düzenli olarak yoga yapsan da üzerinde yeterince çalıştığın halde yapamadığın o kimi pozlar var ya işte onları hiçbir zaman yapamayacaksın. Belki senin için yapmanın imkansız olduğu bir çok bedensel poza girdin zaten ve bunun getirdiği tatmin, motivasyon, keyif, bedensel rahatlık nedeniyle büyük tatminler yaşadın. Ama hani o pozlar var ya işte onlar, belki kimi zaman için biraz içine girip deneyimleyebildin ama hiçbir zaman tam isteğin gibi olmayanlar 😊 onlardan bahsediyorum.

Eğer kötü bir haber olarak görmeye devam edersek bu durumu, ben anatomi uzmanlarının yalancısıyım. Yani beden anatomin, kemik yapın hangi pozlara müsaade ediyorsa onları yapabileceksin. Bu bedeninin esnemeyeceği, güçlenmeyeceği, enerjinin artmayacağı, sağlığının daha iyiye gitmeyeceği, yoganın fiziksel, zihinsel faydalarını deneyimleyemeyeceğin anlamına gelmiyor.


Bu sadece bilimsel bir gerçeğin ve kendi bedensel yapımızın kabulünün yoga pratiğimizi bir eziyet olmaktan çıkarabileceği anlamına geliyor. Ki bu da sana verebileceğim iyi haber kapsamına giriyor. 😊

Kemik yapıları incelendiğinde ve her insanın kemik yapısı ayrı ayrı karşılaştırıldığında inanılmaz büyük farklar olduğu görülmüş araştırmalarda ve bu bilgi yoga dünyasına bir devrim gibi düşmüş diyebilirim. Örnekse meşhur Rus balesine balerin ya da baletler seçilirken o küçük yaşlarında belirli bir esneklikte oldukları için ileride kemik yapılarının tam olarak nasıl şekilleneceğini görmek için röntgen filmleri çekiliyormuş. Bu film sayesinde kalça kemiklerinin yapısı görüntülenerek gelebilecekleri son sınırı net olarak görebiliyor ve seçimlerini buna göre yapıyorlarmış.


Yani çok yoğun bir eğitimden geçen dansçılar dahi kemik yapıları nedeniyle belirli bir yere kadar esneyip belirli bir aralıkta sınırlı kalabiliyor.


Zaten günlük olarak yoga pratiğinin faydalarını deneyimlemek, yaşamına dahil etmek için kim bir profesyonel dansçı gibi saatlerce zaman yaratabilir ki? Ve zaten buna gerek de yok. Gerçekçi olalım 😊


Genellikle yoga yapan kimselerin esneklik kavramı ile ilgili kafa karışıklığı yaşadıkları oluyor. İlk başlarda benim de öyleydi. Ancak esneklik başka eklem açıklığı başka şeyler. Herkes bedeninin belirli kısımlarında esneklik kazanıyor bu pratiklerle ve yine herkesin de esnekliğinin daha fazla olduğu bölgeler var bedeninde. Kimisi arkaya eğilmelerde, kimi öne eğilmelerde daha iyidir, kimisi çevirme (rotasyon) pozlarında vs.


Ancak, gerçek yoga pratiği bunların hiçbiriyle ilgilenmez, kendi bedenini tanıyarak, keyifle, nefes farkındalığı içinde, bilinçli olarak, bedenine zarar vermeden, senin için uygun ve keyifli olan sınırını bularak pratiğini yapmak esas olan… Bence ancak bu tavırla uygulanan bir pratikle bedenimizi daha önce gitmediği yerlere güvenle götürebilmemiz mümkün olabilir.


Madalyonun her zaman iki yüzü vardır. Ve bu yüzlerden birini inkar edemeyiz. İkisi de vardır ve her zaman olacaktır. 😊


Yoga dersi verirken bu bilginin altını çizdiğimde hayal kırıklığı ile yüzüme bakıp yeterince çalışırsa olacağına inanmak isteyen o kadar çok kimse görüyorum ki… Eğer hırs içermiyorsa özünde bu inanışın da kötü bir tarafı yoktur belki, sonuçta bir motivasyon oluşturuyor hareket etmek için…😊

Ve yoga pratiği biraz da böyle bir şey kimi zaman madalyonun iyi tarafına bakıp, bedeninin kolay girdiği, içinde hoşnut olduğu pozları yaparsın, kimi zaman madalyonun tırnak içinde -kötü- tarafına bakıp neden bu pozu yapamıyorum diye yetersizlik ve tatminsizlik içinde pozları yaparsın, kimi zaman yapamadıklarını görüp şefkati hatırlayarak pozları yaparsın ve yoganın kapsayıcı, kollayan, sarmalayan kollarına kendini bırakırsın.



“Bir gün iyi ki yoga var, iyi ki ben varım, iyi ki yoga yapabildiğim bir bedenim var, iyi ki nefes alabiliyorum, iyi ki bedenime nasıl davrandığımı görebiliyorum, sonsuz teşekkürler” dediğin bir yerde kendini buluverirsin…


O meditatif yere demir at, demir atalım, “bir”likte


Sevgiler, Seçil…


Bloğumdaki nefes pratikleri hakkındaki diğer yazılarıma da dilersen göz atabilirsin.


Yin yoga ve nefes teknikleri öğrenmek ve bedensel sınırlarını gözeterek şefkatli bir pratik uygulamak istersen youtube kanalımdaki yin yoga videoma tıkla...












18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör